my lover

dogumgunumun ilk saatleri ve o, my lover mesaj attı bana.

“kızmam eloğlu değilsin ki, şahaneyim demedin ki”

özledim. 3 hafta bitiyo bugün.

sihirli 3 hafta, 21 gün

“ben sana nerden tutuldum, yokluğunda hem nasıl duruldum”

Posted in Uncategorized | Yorum yapın

ötenazi

vazgeçmek ne kadar zor senden.

beklerdim gelecegini bilsem ama ben de bir kez geldim işte dünyaya. bu zamanı bekleyerek geçiremem ki.

Özledim seni ama arayamam. Sende aramazsın biliyorum.

Ötenazi bu bir anlamda. Çektim fişimi. Yaşam bir başka yerde…

Posted in Uncategorized | Yorum yapın

sen fenerbahçesin, ben galatasaray

Sanki sen fenerbahçesin, ben galatasaray…

Bir kere sen kadıköy çocuğusun, ben florya. Yaşça da büyüğüm üstelik senden. 

İlk başlarda olan üstünlüğüne rağmen son maçlarında hep kaybeden galatasarayım ben. Her maç öncesi galip geleceğine inanan, her mağlubiyet sonrasında mağrur ve gururlu yaşantısına devam eden.

Tüm yenilgilerine rağmen kuyruğunu dik tutan, tutmaya çalışan. 

Sende ise o fenerbahçelilerin genel tavrı hakim. Sürekli mağdursun, mutsuzsun, şikayetçisin söylemlerinde. Herşeyinin tam olmasına rağmen arsızca talepkarsın.

Tıpkı fenerbahçenin yaşadığı gibi ağır yenilgilerin de mevcut ve belki de bu yenilgilerin acısıyla daha da acımasızlaşmış, katılaşmışsın. İçinde var olan insanlığı, inat için dibe, en dibe itmişsin. 

Bense galatasarayım, avrupa kupasını içimde her an yeşertebildiğim umuda sahip olmak olarak görüyorum. Senin umutlarını bilmiyorum. Çünkü sen galatasaray konusunda dahi karamsarsın.

Tıpkı fenerbahçe gibi yaşadığın galibiyetin her an sona erebileceği korkusunu yaşıyorsun. 

Dedim ya, sen fenerbahçesin, ben galatasaray…

Posted in Uncategorized | Yorum yapın

evreler

insan ömründe geçilen evreler var bence.

benim şimdi yazmak istediğim bunlardan bir kaçı. ilki şuursuzca herşeyi bildiğini sandığın dönem.

sonra yaptıklarından pişman olmadığın evreye geciyorsun. evet yaptım ve hatta gurur duyuyorum diyorsun bu evrede.

ve benim şimdi olduğuma geliyor sıra. herşeyden pişman olduğun yani.

sevdiğinden, sevmediğinden, yaptığından, yapmadıgından, dediginden, demediginden kısacası herşeyden pişman oluyorsun. sıla’nın dediği gibi “dövmediğim dizime de pişmanım, pişman…

Posted in bugünlerde | Yorum yapın

boş yere

bugünlerde “sıla” dinliyorum. tam bir deli ya da sapık gibi.

iki yılın sonunda tam anlamıyla boka sarmış bir ilişkinin ardından yeniden ayağa kalkma çabalarımı destekliyor sıla.

iki şarkısı var ki zaten albümde de ardarda (!!!) yer alıyor…

ilki “boş yere”

bomboş kalbimin odaları bomboş
halsiz hissiz, nasıl bu kadar loş
gece insafsız benden bile sarhoş

sabahladım yedi gece durmadan üst üste
gittiği yerden arar diye
çok vicdansız, geceden bile sarhoş

(burada ayrılıyor sıla ile yaşadıklarımız. ben genelde sarhoşken aranılıyorum çünkü, sonra da itinayla sarhoş ediliyorum – içten içe de sarhoş olmak istediğimden elbette)

fazla, hep dahasına meyilimiz

(“fazla”dan kasıt aşık olduğum adamla evlenip çocuk doğurmaksa, evet hep daha fazlasını istiyorum.)

bakma bize düşman kendimiziz

ben sana nerden tutuldum
yokluğunda hem nasıl duruldum
göz göre göre nasıl duruldum)
sağ elimi solumla avuttum
boş yere, boş yere
hep boş yere

(tam olarak katılıyorum. ben sana nerden tutuldum ve yokluğunda nasıl duruldum, göz göre göre nasıl duruldum)

kızmam eloğlu değilsin ki

(kızmıyorum ama eloğlusun işte. “el”sin, tam olarak)

şahaneyim demedin ki

(şahane hep ben oldum, sense hep mağdur, yaralı – kendin böyle söylesen de sadece bu magduriyeti “affedilme aracı” olarak kullandıgının da farkındayım)

olmadı kabul farkındayız enazından (maalesef)

ikincisi “gol”

(bodrumda dinledim ilk bu şarkıyı. evet dedim işte bu)

yetti bu vicdan muhasebesi
oldu olmadı muhakemesi
geçtik iyisinden vasatından

(tam 2 koskoca yıl oldu)

aaa düpedüz mahalle baskısı
bitmedi gitti it dalaşı

sıyırttık aklımızın çeperinden

büyüdüçocuk döndü devran

(büyüdüm bence) 

illa diyorsan hodri meydan
ben hazırım yok korkum senden
paşam artık kork benden
koçum artık kork benden

(korkmana gerek yok, bişey yapmıycam)

napıyormuşuz bir daha yapmıyormuşuz

(napıyomuşuz bi daha vermiyomuşuz)

sağ gösterip sol vurmuyormuşuz

o şutu çekip golü atamıyorsak

öyle oturduğumuz yerden konuşmuyormuşuz

(vermiycem deyip sonra vermiyomuşuz)

sıska mı kalsın hayallerimiz
ne münasebet tabii yapabiliriz

(evde kalıp sonsuza dek senin beni neden sevnedigini düşünemiycem!)

tutma beni kolumdan yolumdan

(bırak gideyim, bakayım ve bulayım. bakarsam bulurum)

eskiden olsafarklı düşünürdüm

(dönecek, aslında derinlerde bir yerde beni seviyor derdim)

derdime eklerdim üzülürdüm
oh be günaydın hadi marş marş!

(günaydın bana, sana hadi marş marş)

son olarak teşekkürler sıla

Posted in bugünlerde | Tagged | Yorum yapın

bugünlerde…

yeni bir başlangıç yapmaya ve bir günlük tutmaya karar verdim. 36 dan 37 ye gecerken yaşım söylemeliyim ki bridget jones’un biraz ötesindeyim…

Posted in bugünlerde | Yorum yapın